SÖZLÜK

 

Dasein (Varoluş, Being-there, Egzistans): Şey ve hayvan karşıtı olarak, insan varlığını belirten Heidegger'in bir terimidir. Heidegger'in merkezi ilgi alanı "Varlığın Anlamı"dır; fakat bunun aslında özellikle insan varlığı için "Bazı varlıkların varlığının kipi"olduğunu söyler. Varlığın anlamı "Varoluş'un analizi" yoluyla keşfedilmelidir, savını işler. Bu ona göre varlık konusunda eski yunan düşünürlerinden beri süregelen kördüğümü -bu kördüğüm hiç değilse Aristo'dan beri varlık yerine varlıkların tartışılmasından kaynaklanmaktadır-çözecek tek yoldur. Varlığa bir yaklaşım sağlayabilmek şeylerin değil varlığın kipinin (mode) incelenmesine bağlıdır, ve bize en açık olan varlık kipi kendi varlığımızdır: Varoluşumuz

Dil Felsefesi: Heidegger’in felsefesine getirdiği açımlamalardan ötürü “Heidegger’in Köyden Kente Indirme” payesi verilen Gademer “Anlaşılabilecek biricik varlık dildir.” diyerek geleneksel felsefenin başsız sonsuz belgisel saltık varlık tasarımını dil içerisinde alaşağı etmiştir. Kuşkusuz bu sonuç yine Wittegenstein’in “Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.” tümcesinde anlam kazanan bir sonuçtur. Bu yeni felsefece duruşun en önemli etkisi, kıta felsefesi ile çözümleyici felsefe arasındaki dengenin kıta felsefesinden yana, özelliklede “yorumsamaci” “varoluşçu” “görüngü bilimsel” dil felsefesinin soruşturma çerçeveleri lehine bozulmuş olmasıdır. (daha fazla bilgi için http://www.felsefeekibi.com/forum/forum_posts.asp?TID=35004 adresine bakiniz)

Dünyalı (in-wordly) Varlık: Insanin yeryüzünde olmaktalığı Bu sözcük ayni zamanda kendinden-referanslı olma (tüm referanslarımızın dünya temelli olması, giderek dil temelli olması) anlamına da gelmektedir (Bkz:Dil Felsefesi). Heiddegger’e borçlu olunan bu ifade Dil Felsefesinde bir kırılmaya yol açmışr. Dasein, yani insanin yeryüzünde olmaktalığına bağlı bir durumdur. Heiddegger’in “dil varlığın evidir.” ifadesi ile Dil ile varlık arasında Heidegger’ce kurulan iç-içelik ilişkisi, felsefenin bundan böyle kurgusal metafizik yaparak varlık soruşturması yapamayacağını yüksek sesle dile getirmeyi amaçlar. Bunun yerine Heidegger’in önerisi insan olarak dünyadaki deneyimlerimizin dilsel betimlenme yöntemiyle kavranmasına yönelik kesintisiz bir dil soruşturmaları sürecini başlatmaktadır.

Marduk aðı ve Tiamat'in yeniden ortaya çıkıþı: Sümer-Babil Mitolojisinde Tiamat, kaosu sembolize eden su tanrçası ve Marduk "mesih" figürüdür. Marduk düzen ve nesneyi temsil etmektedir. Öykünün detaylı bir anlatısı için Türkçe kaynak: http://www.amigra.org/nivis.asp?id=54
yabanci dilde kaynak için:www.vikipedia.com

>>> - Binswanger dünyaya anlami kişinin bahşettiğini düşünmektedir;

>>> - Boss ise dünyanin ("olgu, fenomena") anlamının, ışık gibi kendiliğinden dışa vurduğunu düşünmektedir.

Olguculuk (Fenomoloji): Heidegger tarafından şeyin "kendisinin, kendisi gösterir gibi, kendisinin kendisinden gösterdiği şekilde görülmesine izin vermesi" şeklinde formüle edilir. (Das was sinch zeight, so wie es sich won ihm selbst her zeigt, von ihm selbst her sehen lassen).

Uroboros (kendini yutan yılan): a) Sadece kendi referanslarımızı kullanabileceğimize b) paradoksal mantiga gönderme yapan bir sembol.
Incil’e göre yeryüzüne terkedilmi
ş olan kadın ve erkek, Tanrı’nın dışında kendinden-referanslı bir çerçeveye mahkum edilmiştir. Hıristiyan teolojisinde Tanrının merhameti, yılanın hem içinde, hem dışında mevcuttur. Fakat iki uzay arasındaki geçişim yılanın varlığı ile kesilmiştir. (Editör yorumu: Saint-Exupery, Küçük Prens adli öyküsünün başında, kuzunun yılanın içinde olması durumunu ele alarak konuya yeni bir boyut getirir).
Öz referanslılık, paradoksa gebedir (Örneğin narsizm). E.Fromm, Paradoksal mantığı bir şeyin hem kendisi olduğu, hem kendisi olmadığı durum üzerinden tanımlamaktadır. (Sevme Sanatı)