Sahte
Metnin
orijinalinde kullanılan sözcük:False.
Sesli Sözlükte (www.seslisozluk.com)
1. yanlış,
taklit, hatalı, yapma, sahte; güvenilmez; yanlış, kuvvetlendirmek veya muhafaza
etmek için konulan ahenksiz; vefasız, hakikatsiz; hain; yalan söyleye; hile
ile; yalan, aslı esası olmayan, yalancı, asılsız.
2. yanlış. takma. yapma.
taklit. sadık olmayan.
3. yanlış .
şeklinde
karşılanan sözcüğün tam ve doğru
karşılığını bulmak oldukça zor. Bunlara
ilaveten Düzmece (velihad gibi), kalp (paradaki gibi) sözcükleri de var. Etimolojik olarak eski Fransızca ve Latince falsus’dan geçme. Meta anlam
olarak, kandırmaya yönelik olması, olgusal ve ereksel bir içerik taşımasına yol
açıyor. Belki de günümüzde gençlerinin kullandığı, gerek ontolojik gerek
ifadesel bir yetersizliği ortaya koyan “yalan oluş” sözü, bunu en iyi
karşılayan ifade.olarak kabul edilebilir; çünkü sahtelik de kişinin gerek ontolojik gerek ifadesel olarak
karşısında acze düştüğü durumu zımnen içeriyor.
Sözcük,sıfat
olarak İngilizce True sözcüğünün karşıt anlamlısı (antonom) olarak
konumlanıyor. True’nun isim hali Truth.
Truth
konusunda oldukça yeterli ansiklopedik bir tartışma özeti www.en.wikipedia.com
adresinde bulunmaktadır.
İfşa
Metnin
orijinalinde kullanılan sözcük:Disclose.
Sesli Sözlükte (www.seslisozluk.com)
1. göstermek,
ifşa etme, keşfetmek, söyleme, disclosure açma, izhar etmek; ifşa olunan şey,
ifşaat, açığa vur, haber; ifşa etmek, açmak.
2. bildirmek. söylemek. açığa
vurmak. ifşa etmek.
3. ifşa etmek. açıklamak.
ortaya sermek. göstermek.
şeklinde
karşılanıyor. Orta Fransızca ve Latince claudere, açmak, örtüsünü, kapağını kaldırmak sözcüğünden geliyor.
Heiddeger’ci lojik bağlamında, salt olgusal bir duruma gönderme yapmaması, aynı zamanda kendisini açığa vururken, bundan daha önemli olarak açığa vurmanın bildirimini de yapması açısından tercihen ifşa, bazen de açığa vurma sözcükleri ile karşıladım.
Ontoloji
Türkçe’de loji son eki, bir saptırma ile bilimsel sözcüğü ile karşılanmış, ontoloji de, varlıkbilim olmuştur. Düşünme sistemine ve topluma büyük zarar verdiğini düşündüğüm bu saptırmaya karşı Ontoloji sözcüğünü varlık-düşünsel ile karşıladım.
Ontik/ontolojik ve Varoluşsal/Varolumsal
Metinde
ontolojik/ontik ve
varoluşsal/varolumsal (egzistansiyel/existentiell)
arasında doğal bir ayrım yapılmaktadır.
Heidegger
“Varoluşları ilgilendiren ontik ve varoluş yollarını ilgilendiren ontolojik
olan, kendilerinin apofantik ve hermeneutik göndermeleri sayesinde ayırt edilirler”
diye ifade etmektedir.
Yazar
J.Mills, Heidegger’ci teorinin ontolojik söylemi ve psikodinamik yaklaşımların ontik söylemi arasında potansiyel kavramsal zorluklardan
söz etmektedir
Egzistansiyalist
olarak adlandırılan düşünce şekli, kendisinin dışındaki tüm düşünce şekillerine karşıt olarak, özneden önce bir öz olmadığını savunur. Bu durumda, felsefi düşüncenin ana-akımını
oluşturan özcü (esansiyalist) olarak adlandırabileceğimiz karşıt düşüncenin
ontolojiyi tanımlayışı ile, egzistansiyalist düşüncenin ontolojiyi tanımlayışı
arasında bir karşıtlık olacaktır. Dreyfus’un belirttiği gibi “Heidegger
ontolojik olanı ontik olandan ayrı kılarken, ontik olan sadece ontolojik olana
göre mümkün olabilmektedir.” Halbuki, esansiyalist düşünceye göre gerçek bunun aksi değilse bile, en
azından ikisi birbirinden bağımsız olarak var olacaktır.
Bugüne kadar yapılan Türkçe çevirilerde, Being sözcüğü çoğunlukla Varlık sözcüğü ile karşılanmıştır. Çevirmenin buradaki sıkıntısı anlaşılabilirdir; çünkü, Being’i Varoluş ile karşıladığında Being-there ile karşılanan Dasein ile karışacaktır. Okuyucuya ulaşabilme kaygısı ile, çevirmen, Being sözcüğünü, esasen ontik yapıdaki Varlık sözcüğü ile karşılar, kendini anlaşılır kılar, fakat esansiyalist bağlamda anlaşılır kılar. Bu nedenle, Türkçe okur, egzistansiyalist olarak bile esansiyalist tuzaklara düşebilmektedir.
Bu çeviride varoluş sözcüğü büyük harfle “Varoluş” veya Varolma olarak yazıldığında “Being” sözcüğünü karşılamaktadır.
Varoluş sözcüğü küçük harfle “varoluş” olarak yazıldığında “existance” sözcüğünü karşılamaktadır.
Existentiell sözcüğünü de, her ne kadar ontiğe tekabül ettirilse de, “existentiell anlayış, kişinin kendi kendini anlamasıdır”ifadesinin ortaya koyduğu gibi, “kişinin kendi kendini anlaması”nı atlayan “varlık” gibi esansiyel vurgulu bır sözcükle karşılayamayız. Kişinin kendi kendini anlaması, her halukarda, bir şüphe, bir olumsallık (contingency) içermek durumundadır. Bu nedenlerle existentiell sözcüğünü varolumsal sözcüğü ile karşıladım. Felsefe ekibi, existentiell sözcüğünü, existentialin Almancası olarak, varolışsal sözcüğü ile karşılamış. http://www.felsefeekibi.com/
Hermeneutik ve Apofantik
(Gadamer 'in açıklamalarına göz atmak yerinde olur:
"Hermeneutik, hermeneuien sanatı, yani bildirme, haber verme, çeviri
yapma, açıklama ve açımlama sanatıdır. Tanrıların habercisi/mesajcısı/elçisi
Hermes tanrıların mesajlarını ölümlülere iletir. Ne var ki onun bildirdikleri
hiç de tanrıların mesajlarının dümdüz bir aktarımı değildir; tanrısal
buyrukların birer açıklamasıdır. Öyle ki Hermes bunları ölümlülerin diline,
onların anlayabilecekleri şekilde çevirir. Hermeneutik etkinliği daima bir
başka "dünya"ya ait bir anlam bağlamını o an içinde yaşanılan dünyaya
aktarma/çevirme etkinliği olmuştur. Bu, "düşüncenin ifade
edilmesi/bildirilmesi" olarak hermeneuia'nın esas anlamı için de
geçerlidir. Zaten "ifade" kavramının kendisi, dışavurma, açıklama ve
çeviriyi içerecek şekilde çok anlamlı bir kavramdır. Aristoteles 'in
"Organon"unun peri hermenias adlı bölümü, ne var ki, hermeneutikle
ilgili değildir. Bu bölümde hermeneutik terimi, apofantik yargıların (olumlu ve
olumsuz önermeler) mantıksal yapısını ve logos'un doğruluk gözetilmeyen
kullanımlarını araştıran bir mantıksal gramer türünü adlandırmak için
kullanılır. Platon 'a göre sanat olarak hermeneutik, düşüncelerin ifade
edilmesiyle değil, bir kral buyruğunun, bir tanrısal iradenin açımlanmasıyla
ilgilenir. Hermeneutik, "Yasalar"da, tanrıların iradelerini, hem
haber hem de kendilerine itaat edilmesi gereken buyruklar olarak bir çift anlam
içinde açıklayan sanat olarak anılır. Geç Grekçede hermeneuia, çok açık
şekilde, "bilgece açıklama" ve hermeneios "açıklayan",
"çeviren" olarak geçer. Böylece hermeneuia "sanat"ı, yani
hermeneutik, kutsal sefere ait olanın, özellikle kutsal ve otoritatif iradenin,
ölümlüye, yani dinleyene uygun şekilde açıklanması etkinliği olmuştur. Hermeneutiğin
bu anlamı günümüzün epistemolojik bilinci içerisinde tabii ki artık
yaşamamaktadır. Bugün hermeneutikten söz ettiğimiz her durumda bu terimi
Yeniçağın bilim geleneğiyle bağıntılı olarak kullanıyoruz. Gerçekten de
hermeneutiğin Yeniçağdaki gelişimi, modern bilim ve modern yöntem kavramının
ortaya çıkışı ve gelişimiyle koşutluk gösterir (Gadamer 1995: s. 11-12). http://felsefe.gen.tr/herme.asp)
Bu konuda açıklayıcı bir kaynak: Categories and Temporality: Heidegger's Interpretation of Kant Chapter Seven
www.esu.edu/phil/mwthesis/ct-05.html ve www.esu.edu/phil/mwthesis/ct-07.html
adresleri
Metnin
orijinalinde kullanılan sözcük:Fallenless.
Sesli Sözlükte (www.seslisozluk.com)
Fallen isim fiili,
1. gelmek,
çıkmak, vurmak; duçar olmak, tutulmak; başlamak, dalmak; düşmek, yağmak, dökülmek;
ölmek, kapanmak, yıkılmak, mahvolmak; zapt olunmak, kesilmek, eksilmek,
alınmak, azalmak, düşmek inmek; tesadüf etm, rastlamak; çökmek; yıkılma, aza,
yıkılmak, dökü.
2. fall, fall düş.
3. düşmek. şehit düşmek.
düsmüs. düskün. günahkâr. sehit. ölmüs. fethedilmis. zapt olunmus.
4. ayrılıktan kalan ürünler.
5. düşmek.
şeklinde
karşılanıyor. Eski Almanca fallan
sözcüğünden geliyor. İngilizce’de
aralarında fethedilmişlik, ele geçirilmişlik, değerden düşmüşlük, iyilik ve
safiyetten sapmak da bulunan 40’ın üzeride nüanslı ve mecazlı kullanım olan
sözcüğü, yer yer Düşmüşlük, yer yer
de Düşkünlük olarak karşıladım.
Derinlikler psikolojisi ve Dil felsefesi bağlamlarında, kanımca, “Düşkünlük
ve Düşmüşlük ve Ele Geçirilmişlik”in Etos açısından iç
bağlılığı, üzerinde düşünülmeye
değer bir özellik sergilemektedir.
Metnin
orijinalinde kullanılan sözcük Facticity,
latince Factum (olgu, vaka, fiil) kökenli olarak, Fransızca facticité, Almanca
Faktizität sözcüğünden geliyor. Ancak sözcüğün İngilizce’de yer alışı 1945
tarihinde Heidegger ve Sartre metinleri aracılığı ile vuku buluyor.
Heideggerci bağlamda "Fiiliyat", “kendimizin" Dasein karakteri için kullanacağımız
tanımlamadır. Daha kesin olarak, bu
ifade her bir durumda "bu", Dasein’ın belli bir zamanda bir süreliğine varoluşu anlamına
gelmektedir .
Ontology:
The Hermeneutics of Facticity (Studies in Continental Thought) by Martin
Heidegger (ingilizce’ye çeviren), John
van Buren
Sartre'ın
terimi olarak, geçmiş veya şimdimizi ortaya koyan, özgürce seçme hakkına sahip
olmamışız ve yaşamlarımızın akışı. üzerinde sınırlamaların oluşturmuş gibi olan
ayırt edici özellikler. Olgusal özelliklerde bir inanç, fenomenoloji gerçek
nesneleri; Fiiliyatı’ı parantez içine alarak odağımızı
varsayılan şeylerden "dışa", deneylerimize aktarırız Sesli Sözlük (www.seslisozluk.com)
Das Man:
Aşağıdaki paragraf, http://everything2.com/index.pl?node_id=998150 adresinde artfuldodger in 28 Mart 2001 Çarşamba günkü mailinden alıntılanarak, Türkçeleştirilmiştir
Heidegger's
büyük düşüncesi “Das Man”in çoğu zaman fiilen olduğumuz kim/kimse olması olmuştur. Çoğumuz bu şekilde “Das Man” içinde o
kadar "kayıp" oluruz ki, onu hayal bile edemeyiz, Heidegger, Das Man
içinde saklanarak kendimizden kaçarız demektedir. Çoğunlukla ölümden
saklanmaktayızdır, ancak aynı zamanda bizi gerçek söylevin (logos) yükünden, onu Heidegger’in boş konuşma
olarak adlandırdığı – bir ortak kanıya ulaşmaya odaklanan ve hiçbir şey ifade
etmeyen, zeminsiz, vızıldayan bir konuşmaya döndürerek kurtarır.
Self/Selfhood Zat/Kendilik (Zatlık) olarak karşılanmıştır.
Ekşi sözlükten (sozluk.sourtimes.org) yapılan aşağıdaki alıntılar bir fikir verecektir.
4. eski yunancada "doğruluk", "gerçek",
"hakikat". uğruna martin heidegger'le paul friedlaender'in 30 yıl
didiştiği sözcük.
30'ların başında heidegger ilk başta bu sözcüğün özneyle değil varolanlarla
ilgili olduğunu, ancak platon'la
birlikte özneyle ilişkilendirildiğini savundu; paul friedlaender'e göre ise bu
sözcük ta homeros'ta bir öznenin sözlerinin doğruluğu anlamına gelir, dolayısıyla
en başından beri özneyle ilişkilendirilmiştir.
60'larda frieldlaender bu sözcüğün platon'da özneden bağımsız olduğunu kabul
etti, heidegger de özne merkezli aletheia anlayışının
homeros'la başladığını.
(tashih
tamyeri, 05.06.2004 02:12 ~ 22.07.2004 12:11)
5. heidegger ontolojisinin temel kavramlarından biri. varlığın
gerçekliği. varlığın varolanla ilişkisi, varlığın hem bir karakteri hem de
birebir kendisi.
(bulbulyuvasi,
29.10.2004 15:32)
6. belki anlarız diye aşağıya bir göz atalım mı?
olur.
gece üç ölüm tanrısı
yarattı.
korkunç moros, kara ker ve thanatos'u.
uyku'yu ve sürü sürü düşleri.
kimseyle yatmadan kendi başına
yarattı onları karanlık gece. ...
sonra kader tanrıçalarını getirdi dünyaya,
amansızca öc alan tanrıçaları;
klotho, lakhesis ve atropos'tur adları.
tanrılara, insanlara karşı her suçu izler onlar
ve suçlu kim olursa olsun
cezalandırmadan yatışmaz öfkeleri.
sonra nemesis'i doğurdu belalı gece
sonra ihanet'i, kara sevda'yı doğurdu,
çekilmez ihtiyarlığı ve azgın yürekli kavga'yı.
bu şirret kavga tanrıçası eris
de
birçok tanrılar doğurdu sonradan;
cefa çektiren ponos, belleği uyuşturan lethe,
açlığın kaynağı limos, gözyaşı döktüren algos,
insanları savaştıran boğuşturan
hysmine, makhe, phonos, androktasia,
çekişmeleri, didişmeleri, yalanları kışkırtan
neikos, logos, amphillogia.
düzenleri bozduran, yıkımlara yol açan
birbirinden ayrılmaz dysnomie ve ate.
sonra bile
bile yemin bozan ölümlüler için
belaların en kötüsü olan and tanrı horkos *
(anarko
melami ricardo reis, 10.06.2005 21:07)
7. saklı olanın örtüsünü kaldırmak..
(beyond
the mask, 13.06.2005 15:32)
Sesli sözlükte
1. biyol, ortakyaşama, sembiyoz, ortakyaşama, i,
birbirinden farklı canlıların ortak yaşayışı.
2. sembiyoz. ortakyasama.
3. birbirinden farklı iki
canlının ortak yaşaması. ortak yaşama. kişiler arasında karşılıklı çıkardan
ötürü doğan birlik.
olarak
karşılanmaktadır.
Sesli sözlükte
Kendiliğinden/ kendiliğindenlik olarak karşılanan sözcük, zımnen öncesizliği
içermektedir. Bu nedenle Spontan olarak bırakmayı tercih ettim.
Kadirimutlak, her
şeye gücü yeten